Anasayfa | KÖŞE YAZARLARI | Bolluk İçinde Ama Talihsiz Bir Kent Akhisar

Bolluk İçinde Ama Talihsiz Bir Kent Akhisar

Bu haberi 2961 kisi okudu
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

İlk çağlardan bu yana bütün tarihi boyunca insanlık;

  Ne zaman yüreğinde sorumluluk acısı taşıyan, düşünce sahibi, vicdanlı, ahlaklı yöneticiler tarafından idare edilmiş, ve aynı zaman dada; bir hata, yanlış ya da kusur olduğunda, buna hayır diyerek karşı çıkabilen halklara sahip olmuşsa; işte o zaman memnun, mutlu, huzurlu toplumlar meydana getirebilmiştir.

 

  Ve ne zaman içinde; vicdan muhakemesini yapamayan, elindeki imkanları da bilgisizce kendi günahına ve ucuz duygularını tatmin etme amacına  revize eden idareciler bulunmuş, aynı zaman dada; gittiği her kapıda eğilmeye alışıp, ne olsa boyun büken halklara sahip olmuşsa; işte o zamanda sefil, mutsuz, düzensiz bir hayatın içinde kıvranan zavallı yığınlar meydana gelmiştir.

 

 İnsan psikolojisi, sosyoloji biliminin verileri ve tarihin dönüşerek geçip geldiği evreleri de göz önüne alarak, bu günün Akhisar’ını değerlendirecek olursak; çoğunluğu gençlerden oluşan ve yüz bine yaklaşan nüfusu ile oldukça dinamik, ayrıca! tarım, ticaret, sanayi ve endüstri alanlarında inanılmaz avantajları bulunan, ve yaşadığımız  yeryüzünün en güzel coğrafyasında, eşi bulunmaz bir iklime sahip olan, bir uçtan öbür uca serilmiş, uzayıp giden bereketli topraklarında! Allahın sonsuz lütfu ile her türlü zenginliğin fışkırdığı, tarihlerin, medeniyetlerin nice kültürü miras bıraktığı böyle bir şehre bakınca; yoksulluk, sefalet ve perişan insan görüntüleri insanlara ilk başta inanabilme zorluğu yaşatıyor. Hele sonra her yerinden dökülüp taşan sokakları, sorumlusu olmayan kargaşayı, sahipsizliği, ve merkezinden başlamak üzere kıyılara doğru gittikçe daha da çoğalan sorumsuzluk örneği resimleri görünce insan! ister istemez derin, acıklı, düşüncelere dalıp üzülüyor. Ve elde olmadan içinizden bir yazık duygusu geçiyor.

 

  Kenti ve yaşam koşullarını; tarihin oraya bırakmış olduğu birikime, yaşanılan çağın şartlarına ve sürecin ötesine taşıma görevini üstlenmiş yerel yönetimler bazen; toplumu taşıyıp, sürüklemek yerine tembel, döküntü bir anlayışın egemenliğini kurup, kendileri adına masanın, sandalyenin, etiketin görkemiyle tatmin olur. Bu keyifli! ama fikri ve iradesi olmayan, vizyonu oturmamış  hayal dünyası kimseye faydalı olmasa bile onlar, kendi, kendisini mutlu eden rüya aleminde,  süslenmiş yalancı dünyalar yaratırlar.

 

  Bu kafanın geri kalmış dünyasında, kendisine göre ürettiği doğrular ne ise, o yönde işleyip giden anlayış! Ne yazık ki bilimden, bilgiden faydalanmayı çokta gerekli bulmayan basit yaklaşımı ile sonuçta tabi ki;  insan için günümüzde gelinmiş olan yeni fikirleri, ve uygar kent projelerini üretip gerçekleştirmek yerine, bir çok zaman kendisinin de içinden çıkamadığı zırvalıklar yumağında debelenir, iyi işler yaptığını zannederken, hiç farkında olmadan kenti, ve yaşam alanlarını katleden problemler üretir. Aslın da bu! Çok normal.

 

 Biraz dikkat ederek bakılırsa; nice Akhisar’a yetip, yinede bitmeyecek olan zenginlikler; çevresine yüksek duvarlar örülmüş fikirsizliğin, yetmezliğin, daralan kapalı dünyasında, nasıl yerlere dökülüp, sefalete çevriliyor? Bunu görmek hiçte zor değil.

  Tabi hal böyle olunca; kahvelerde, sokakta, işyerlerinde, dükkanında usulca birinin yanına oturup, hal hatır sorduğunuz zaman, çoğunlukla çözümlerden ve düzenden yana ümidi kalmamış her kesimden insanın, mutsuz olduğunu görüyor, ve bitmeyen şikayetleri konuşur vaziyette buluyorsunuz kendinizi.

 

  Doğrusu bu çok büyük bir haksızlık!.

  Ve doğal olarak bu haksızlıkta en büyük pay sahibi kim diye düşünüldüğü zaman..

  Hasbelkader idareye gelmiş olsalar bile; mesuliyet duygusu taşımayan, uzak durmayı ayrıcalık bildiği insanlarla karşılaşınca, şirinlik dağıtıp! gerçekte burun kıvırıp, el sallayan, ve yoğun mesaisi içinde daha çok; sahip olduğu unvan nedeniyle kendisine göre yüce, erişilemeyen bir mevkide bulunmanın gizli tadını yaşayan, zayıf idareciler olduğu fikrini! kolayca akıllarından geçirebiliyor elbette insanlar.

 

  Başka, başka zamanlarda ve mekanlar da konuşulan, sorulan nice mesele ve konudan söz edilecek olsa doğrusu buralarda yer kalmaz. Ve birçok zaman iyi bir iş yapmış gibi övünülürken aslında, bu kente karşı geri dönüşü olmayan ne büyük facialar işlendiği ayrıntıları ile konuşulabilir.  Ama bunun için tabi yer ve zaman açısından uygun şartlar olmalı öncelikle.

 

 Yinede haklı olarak en çok konuşulan ve vatandaş olarak benimde sonuna kadar katıldığım birkaç konuyu kısa cümleler içinde zikredecek olursak…

 

  1: küçük bir alandan oluşan merkez dışında kıyılara doğru gittikçe dönülüp bakılmayan ve daha da beter hale gelen özellikle yolların, kanalların, parkların, bahçelerin ilgiye muhtaç kalmış bakımsız halleri, bilmesi gerekenlerin bilgileri içinde olmasa gerek…

 

 2: Semtlerin, muhitlerin giderilmesi gereken nice eksiği görülmeyip beklerken! Görmemiş olmanın ayağı yerden kesen sevimsiz şımarıklığı gibi, hesapsızca orta yere dikilen, yeni belediye binasını! neresinden olursa bakıp, düşünmek, yorum yapmak insanın aklına zarar verebilir. Hiç ihtiyaç olmadığı halde, halkın olan trilyonlar harcanarak yapılan bu, şatafatla saltanat sürecekleri sevimsiz bir köşk olmaktan başka işe yaramayacak olan, ve tabii dokuyu bozan çirkin beton yığını ile!.. Hiç farkında değiller ama aslında; Bütün dünyada asırlar önce ortaya çıkmış olan büyük, geniş meydanların bulunduğu, bulvarların yer aldığı gelişmiş, modern kent anlayışına ters olarak, iş yapalım derken şehri kirletip, katletmiş olmaları karşısında; söylenebilecek söz, ne yazık ki çok fazla yok.

 

   Dünyada geri kalmış ya da ileri olan, hangi ülkeye ya da şehre gidecek olsanız, kent önderleri ve şehir planlamacıları her yerde önce, akıl almaz büyüklükte meydanlar yaratmak için çırpınıp, betona karşı savaşır, mücadele ederler. Ve gideceğiniz eski ya da yeni, yaşanası güzelliklere sahip bütün şehirler, yürümekten yorulacağınız dev meydanlarla ve birçok zaman meydanların çevresinde alabildiğine büyük, botanik bahçeleriyle süslenmiştir.

  Bunun önemini ne yazık ki kavramayan ve asla anlayamayacak olan akıllılara bütün bunları söylediğiniz zaman belki de o, kendince kim bilir hangi mühim meselelerle dolup taşan dünyasından, dönüp bakma fırsatı bile bulamaz, dahası belki! Kendince, latife üretip gizliden, gizliye tebessüm ederken elini sallayıp, seninle alay bile edebilir.

 

  Özellikle bizim ülkemizde hiç kimseleri bulunduğu konuma bakarak nitelendiremezsiniz. Erdemin, bilginin, düşüncenin yerini, taassubun, yandaşlığın ve feodal hayatın simgesi olan kaba, nesnel gücün doldurduğu yerlerde, nitelikli olan olmayan herkes, uygun olmasa bile her mevkide kendisine bazen kolayca yer bulabilir. O yüzden umulmadık yerlerde bilimin, düşüncenin öneminden habersiz ve her kalıba uyan, mesuliyete ilişkin olarak ta herhangi bir duyarlılık taşımayan niceleriyle karşılaşmanız her zaman mümkündür.

  O nedenle; öylelerine aklın düşüncenin geliştirip olgunlaştırdığı ve herkesin kabul ettiği o, ayağı yere basan yöntemleri de açıklamış olsanız, yinede bunu kavraması mümkün olmaz. Doğru yanlış kendi hevesi ile yaptığı dışında ne varsa ya zor gelir ya da uymaz.

  Doğrusu bu onunda suçu değildir… Çünkü bilemez! Şehrin dışında değil, içinde, ortasında, yaşayanlarıyla birleşmiş kaynaşmış, öyle rast gele toprak ve çakıl boşlukları, bitkileri, çiçekleri ile enerji üreten, yürüyüş alanları, etkinlik sahaları, yeşil bahçeleri, korulukları, koşu parkurları, doğaya uygun olarak imal edilmiş, sosyal hayatı ve yaşama kültürünü yükseltecek sanat mekanları ile, en güzel şekilde tertip edilen böyle yerler, o şehrin imajını oluşturur. Orada yaşayanların ufkunu, yaşam standardını değiştirir, yaşama kültürüne katkılarda bulunup olumlu yönde etkiler. O nedenle bütün dünya bunun peşindedir.

  Ama o bunları bilmez. O yüzden kent ruhunun en büyük ihtiyacı olan ve her açıdan nefesi olabilecek bu değerli boşlukları, kaldırıp yok ederken, ucube beton yığınları ile doldurup, kentin ruhunu öldürenlere sorduğunuzda! Gururlanarak dönüp size, ne büyük eserler yaptıklarını anlatmanın övüncünü, heyecanını yaşarken bulursunuz karşınızda onları. Ve olduğunuz yerde öyle şaşkın kalakalırsınız.

  İşte Akhisar’ın orta yerine yapılan belediye binası da, daha söylenecek diğer nice kusurları dışında, böylesi bir cinayetten başka hiçbir şey değildir.

 

 3: ve manasız, kimsenin hiçbir şey anlamadığı ve hiçbir işe yaramayan, yok Japon bahçesi, bilmem motor pisti gibi lüzumsuzluklara harcanan halkın paralarını konuşuyor insanlar.

 

 4: şehrin can damarı olan ana caddesi 2. nakliye; trajikomik tanımına örnek gösterilebilecek daha iyi bir mevzu bulunamaz herhalde. Koskoca belediye ve şehrin ortasında en canlı ana cadde!.. Ancak iyi yetişmiş uzmanların planladığı projelerle yapılması gerektiğini, galiba en cahil insanların bile kolayca akıl edeceğini, hiç düşünmeden kargalarda söyleyebilir. Dünyada insanlar tuvalet yaparken bile, yapılanma konusunda eğitimini tamamlamış, yetkin mimarların, mühendislerin projesine başvurup, ona uygun çalışırken!. Bu işlerde kendince mimara, mühendise, projeye, ihtiyaç duymayıp, zavallı aklına göre güya düşüne, düşüne yapan, o köy usulü derme, çatma yöntemlerin sonucu olarak, yaşanmakta olan rezalet ve sıkıntıyı insanlar konuşuyor. Ve konuşacaklar.. Düzelinceye kadar konuşacaklar; ama mesul olan talihsizler, düşüncesizliklerinin maliyetini halka ödetirken, kendi sırtlarında tartılamayan bir vebalin ağırlığını duymayacak olsalar bile, hem yaşadıkları süre boyunca, hem de iman edenlerin inandığı hesap gününde, o vebal bilseler de, bilmeseler de hep önlerine çıkacaktır.

 

 5: Hele kargaşaya çevirdikleri hastane civarında, insanı hayretlere düşüren saçmalıkların haddi, hesabı yok. Beş para etmeyecek kim bilir hangi düşüncelerin ve belki de nüfuzlu kimin çıkar kaygıları nedeniyle endişe duyup, bu konuda yine yetkin şehir mimarlarının bilgisine, fikrine, düşüncesine başvurmadan öyle rast gele! Akıllarına göre güya düşüne, düşüne yapılan çalışmalar; yani önce bozulan, sonra yapılan ve yapılan ne varsa bir ay sonra, baştan sona yeniden bozulan ve yeniden yapılan, yani halkın emaneti olan hesapsız nice tutarı, neyi düşünerek kolayca harcayıp, saçan, arkasından yine basit ucuz nelerin kaygısıyla; Zeka örneği labirentler örerek, herkesin şikayet ettiği, doğru bulmadığı yanlışları olduğu gibi koruyup, daha sonra dönüp yeniden düzeltme ihtiyacının duyulmayacağı, kalıcı olabilecek çalışmaları yapmadan, halkın emanet ettiği hakkı öyle savuranların o vebal, unutup düşünmeseler bile kuşku yok, alınlarının yazısı olarak ebediyen duracaktır.

 

  Bir çok zaman Allahtan korkmadığını söyleyen, inançsız insanların bile; kendilerine duydukları saygıyı korumak, ve onurlu yaşamak adına; haktan ve doğrudan yana sıkı, sıkıya bağlı kaldıkları içten, samimi ilke ve prensipleri bulunur. Böylesi insanlık yasalarına bağlı kalmak için, sadece insan olmak bile yeterli iken yine, iman etmiş, inancı olan insanlar, doğru olmak; insanlığımızdan önce, her şeyin sahibi olan Allahın’da kesin emridir diyerek, hiçbir açık kapı bırakmazlar. O yüzden samimi olarak inanıp, iman etmiş olanların vazgeçilemez kuralı; eş, dost, hatırlı, hatırsız,  tanıdık, tanımadık, fakir, zengin ilişkisi asla değildir öncelikle, onun kaygısı neyi nasıl yapması gerekiyorsa onu yapmak, ihanet etmeden emanetin vebalinden hem kendine karşı, hem de Allaha karşı sorumlu olduğunu asla unutmamaktır. Hele kamunun işinde bu hesap hafife alınamaz. İnanca göre hafife alanlar hesabını ağır verir. Hele çevresine karşı kutsal inançlara bağlı olduğunu düşündürüp, bununla kendi hesabına itibar edinen talihsizler, kuldan çekinip, kamu işinde eğilir bükülürse, onun gerçeği sadece kuldan korkup Allahtan korkmamak değildir. Aynı zamanda! Kendisi ni, insanları, Allah’ı aldatmaya kalkmak mertebesidir onun gerçeği.

 

 Sonuç olarak insanlar soruyor?

 Sevimli dar çevrenizde; sizce hangi meziyetleri nedeniyle önemli olduğu için, hoş görünmek istediğiniz kimlerin ve size karşı ne gibi sebeplerle, hoşunuza giden öbürlerinin basit, yapmacık övgülerini kazanmanın dışında..

 Akhisar’ın ufkunu açacak, yüzünü değiştirecek, insanların hayatını daha kolay hale getirip, olumlu yönde etkileyecek, yani; Akhisar’a gerçekten fayda sağlayan, yararlı ne gibi işler yaptınız ve ne ürettiniz ve ne yapacaksınız?.  Bunu soruyor insanlar!

Sizin ayağı yere basan bir fikriniz, düşünceniz, inancınız, vizyonunuz, yüreğiniz var mı?

 

  İnsanlar diyor ki;  yok!.

  Çünkü suyu olmayan kuru kuyudan! Kovayı ne kadar sallarsan salla, su çıkmaz, çıkarılamaz… diyor insanlar.

 

                                                      03/07/2009

                                                      Sabri Şahin

 

 

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen):

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
0
KATEGORIDEKI DIGER BASLIKLAR
Previous
image
TARİHTEKİ HAFIZA ŞAMPİYONLARI
Ziya BARAN ın ilk yazısı için tıklayınız....
image
MERHABA!
Merhaba ! İçten, sımsıcak bir merhaba. ...
image
SÜTUNLARIN YANINDA...
SABRİ ŞAHİN'İN MUHTEŞEM ŞİİRİ......
image
KELİME, SÖZ, SANAT YANİ ŞİİR
Birkaç akşam öncesiydi… Eski bir dostumla Karşıyaka yalıda oturmuş ikimiz, bir cafede tatlı, tatlı konuşuyorduk… ...
image
Eczaneler Bir Gün Kapandı
Temelli kapanmasın diye kapandı… Bilmeyenler görmeyenler duymayanlar çok… Biz temelli kapanmak üzereyiz! bunu bilin görün duyun diye bir gün kapandı… ...
image
Son Tartışma Konusu Belediyenin Akan Damı
Yaşanmakta olan güncel olayların içinde bazen! öbürlerine göre toplumun ilgisini daha çok çeken, yani diğerlerini gölgede bırakan haberler olur.....
image
Değerli Akhisar’lılar
Haberleşme, sanat, kültür, fikir, düşünce anlamında sosyal yaşamımıza’da, olumlu katkılar yapmasını dileyerek! ‘’akhisaryorum.com’’ adıyla yeni bir site açıyoruz....
image
Bolluk İçinde Ama Talihsiz Bir Kent Akhisar
İlk çağlardan bu yana bütün tarihi boyunca insanlık; ...
image
Dostlar Başına Bir Başhekim Bir Hastane Yönetimi
İşi düşüp de hastaneye uğrayanların çoğunlukla, koşuşup yetişemediği ve yorgunluktan yakınarak çıktığı… hele köyden, kasabadan gelmiş olanların!...
image
Hilye-i Şerif ve Günümüzdeki Yeri
Hilye, süs, cevher; güzel sıfatlar, fizikî görünüş, Efendimizin kutsal niteliklerini ve fizikî durumunu anlatan yazı anlamlarına gelmektedir. Kültür tarihimiz açısından da hilyeler başta Efendimiz olmak ...
image
BİR BAŞKA AÇIDAN SANAT VE ESTETİK
                      Kainatta mikrodan makroya kadar var olana her şey zıttıyla anlam kazanır.Büyüklük-küçüklük,güzellik-çirkinlik,zerafet ile kabalık gibi.Estetik yukarıda saydığımız bu zıtlıklar içinde insanı güzele götüren ve ona ...
Next
Powered by Vivvo CMS v4.1.5.2